KİM SUÇLU ?


Çankırı

Yer: Çankırı-İskilip yolu üzeri, Alıca Köyü mevkii

Tarih: 19.02.2012

19.02.2012 tarihinde, Çankırı-İskilip yolu üzeri, Alıca Köyü mevkiinde, Kızılırmak ‘ın kolu üzerinde ördek avı yapmak için davet aldık. Davet, icabet gerektir mantığından hareketle, düştük yola..

Ankara’dan 3 kişi olarak bizler, Çankırı’dan bizi davet eden 2 arkadaşımızla Çankırı-İskilip kavşağında saat 08.20 gibi buluıştuk. İstikametimiz, Alıca Köyü idi.

Kar ve buzlu yolda yaklaşık 35-40 km daha ilerledikten sonra köye vardık. Bilirsiniz, ördek avcısının eşyası çok olur, mühre çuvalı, tüfek, kıyıntı çantası, fişek torbası derken arabaları boşalttık ve bizi davet eden dostlarımızın arkadaşını beklemeye başladık.

Az sonra köylü arkadaş traktörle yanımıza geldi ve az önce saydığımız tüm malzememizi avlanacağımız yere götürmek üzere işe koyuldu.

Bu sırada, araçları terkederken, cami minaresinden yapılan anons dikkatimizi çekti: “Tüm köy ahalisinin dikkatine, bugünden başlayarak 3 gün süreyle, Çankırı Av Yaban Hayatı Koruma Müdürlüğü’nce domuz sürek avı yapılacaktır. Bu sebeple, köyden veya köy dışından gelenlerin avlanması kesinlikle yasaktır.”

Anons bir an için bizi “acaba yasak bir şey mi yapacağız?” düşüncesine sevketse de, arazinin ava açık olması, Pazar gününün kanunen bir av günü olması, silahlarımızda takoz bulunması ve evraklarımızda herhangi bir eksikliğin olmaması gibi sebeplerden ötürü yolumuza devam ettik.

Yarım metre karın içerisinde yaklaşık 1,5km kadar yürüdük. Bu esnada avlakta farklı bir grup avcıyla karşılaştık. Saatin henüz 10 civarı olmasına rağmen avlaktan çıktıklarını gördük, gerekçelerini sorduğumuzda, sabahki anonsu duymadıklarını, anons yapan kişinin kendilerini biraz önce cep telefonundan aradığını, arazide sürek avı yapılacağından dolayı bir an önce araziyi terketmelerinin gerektiğini söylediğini belirttiler. Cahillikle karışık, kanun ve nizamlara tam anlamıyla uymamanın (ruhsat, takoz, avcılık belgesi, pul vs) verdiği endişeyle, hızla yanımızdan uzaklaşmalarını seyrettik.

Sonunda avlanacağımız yere geldik. Ve en sevdiğim rituel sonunda başladı. Hava yaklaşık -10 dereceydi, boy çizmesini giyip mühreleri yerleştirdik. Sonrası malum, “ya kısmet”...

Aradan, 2 saatlik bir süre geçti lakin ne gelen var ne giden..

Buraya gelirken gördüğümüz yeşilbaş ve behri sürüleri ne tarafa uçtu acaba?

Fırsattan istifade, kıyıntı çantalarını açıp çay demlemeye karar verip sudan çıktık. Tam bu sırada siyah bir pick-up’ın hızla üzerimize doğru geldiğini farkettik. Aracın kapısındaki amblem tanıdık gelmişti. Son zamanlarda tüm avcıların dilinden düşürmediği “Yaban TV”nin yapımcılarından olan Sn. Ömer Borovalı’nın sahibi olduğu “Trofe Hunting” ait bir araçtı bu.

Araç yanımızdan geçerken arka koltukta oturan bir kişi dikkatimizi çekti. Araç bizi geçtikten sonra yaklaşık 100 m ileride durdu. Şoför, kamuflaj giyimli, 30’lu yaşlarda kısa boylu esmer birisiydi, elinde de telsiz vardı. Telaşlı bir şekilde yanımıza geldi ve aramızda geçen diyalog aynen şöyleydi;

- Rehber: “Abi, selamünaleyküm”

Ayhan: “Aleykümselam dostum”

R: “Afiyet olsun abi”

A: “Buyur kardeş, beraber olsun”

R: “Yok abi saol, ben.. şey dicektim, burada sürek avı yapılacak da, hatta şu anda sürenciler araziye girdi. Buraya kadar birkaç avcı bıraktım. Bu arkamdaki de sonucusu. Karşıdan domuz gelirse muhtemelen sizin durduğunuz yerden çıkacak. Yani, şeyyyyy, acilen diyorum, araziyi boşaltırsak!!!

A: “Pardon???! Bu beyefendi av yapacak diye araziden çıkmamızı mı istiyorsun, ben mi yanlış anladım??”

R: “Evet abi, mümkünse diyorum... Siz burda olduğunuz sürece domuz bu yana gelmez, bu adam da avlanamaz. Dolayısıyla burayı boşaltmanız gerekiyor!!!”

A: “......????!!!!!”

R: “Abi zaman geçiyor, av başladı... Biraz acele edersek...”

A: “Bak kardeş, şaka yapıyorsun sandım ama sanırım ciddisin!! Ozaman ben de ciddi konuşayım, burası kamuya açık bir avlak bu biiiirrrrrrr..

Bugün Pazar ve legal bir av günü bu ikiiiiiiiiii...

Bir avcı olarak tüm evraklarım tamam bu üüüüüüççççççççççççç...

Buraya gelmek için buz üzerinde 150km yol yaptım bu dööööööörrrrrrttttttttt..

Dolayısıyla buradan çıkmam mümkün değil.. Ben senin yerinde olsam bu amcayı!! Başka bir yere götürürdüm, çünkü ben ve arkadaşlarım burada avlanacağız.”

R: “İyi de abi sabah anons yaptırdık, burada domuz avı yapılacağını duyurduk.. Herşeyi bırak, adam taaaa Avrupa'dan gelmiş, ayıp etmiş olmaz mısınız? Rica ediyoruz be abi... !!!”

A: “La havle vela kuvvete .... Kardeşim laftan anlamıyor musun sen? Bu adamı buraya getiriken bana mı sordunuz? Git kime söylersen söyle, biz buradayız ve ördek avı yapacağız!”

Biz rehberle hararetli bir şekilde bunları konuşurken, başına gelecekleri anlayan bir kurban gibi boynunu büken “yabancı avcı dostumuz”un ava dair hayalleri tamamen yıkılmıştı. Hemen yanıbaşında ördek avlayan bir grup avcı varken, bırakın domuz vurmayı, görmenin bile mümkün olmayacağını bilecek bir yaştaydı.. 60’lı yaşlarda olduğunu tahmin ettim avcı dostumuz, uzun boylu, beyaz tenli, kırmızı-yeşil pötikare desenli kasketi olan, beyaz sakallı, ingiliz asilzadelerini andıran kıyafetiyle 30 cm karın içinde öylece bize bakıyordu.

Bizi ikna edemeyeceğini anlayan rehber dostumuz, bir hışımla cep telefonuna sarıldı ve hızla yanımızdan uzaklaştı.

Olan yabancı dostumuza olmuştu.. Binlerce km’den gelip, bir dolu da para verip, Ankara’dan Ayhan İŞLER ve arkadaşlarıyla avlanmayı hayal etmemişti elbet.. Onun için üzülmedim desem yalan olur.. Bir an için empati yaptım ve cidden sinirim bozuldu...

Derken avrupalı avcı dostumuz yanımıza geldi, biraz İngilizce biliyor olmam kendisiyle anlaşmamızı kolaylaştırmıştı;

Avcı: “Merhaba”

Ayhan: “Merhaba”

Avcı: “Siz burda ne yapıyorsunuz?”

Ayhan: “Avlanıyoruz”

Avcı: “Ne avlıyorsunuz?”

Ayhan: “Ördek””

Avcı: “Ama bu nasıl olur? Siz burda ördek avlarken gürültü yaparsanız ben nasıl domuz vuracağım?

Ayhan: “Bilmem?? İsterseniz bu konuyu sizi buraya davet eden şirket sahipleriyle konuşun”

Avcı: “......!!!!”

Ayhan: “........:)) Bolşanslar...”

Rehber arkadaşımız gibi Avrupa'lı avcı dostumuz da bizi ikna edemeyeceğini anlayıp makus talihine boyun eğmişti.. Hiçbir domuz avcısının içinde bulunmak istemeyeceği bir şekilde, kaderine razı olup, 2 dakikada bir ördek düdüğü çalan bir grubun yanında kısmetini beklemeye koyuldu...

Şimdi size sormak istiyorum, burada kim suçlu?

  • Ayhan İşler ve arkadaşları
  • Avrupa'lı avcı dostumuz
  • Organizatör firma
  • Kanun ve yönetmeliklerdeki boşluklar
  • Ördekler
  • Yabandomuzları

Sevgi ve saygılarımla...

Ayhan İŞLER
23 Şubat 2012 / Ankara

Bu yazı 2480 kez okundu...